2012 Stuttgart Parti Kongresi Nihai Kararı

  1. Tüm parti üyelerinin yoğun ha­zır­lıklarından sonra, MLPD Stutt­gart 2012 Parti Kongresi bü­yük ba­şarıyla sonuçlanmıştır. Parti ta­ba­nı bir yıl boyunca Merkez Komi­te­si’­nin çalışma raporu üze­rine tartışıp, öneriler hazırlamış, merkezi kurullar için adaylarını titizlikle belirlemiştir. Teori or­ganı­mı­zın Revolu­tio­närer Weg’in Uluslararası Sosyalist Dev­ri­min Strateji ve Taktiği başlıklı 32-34 sa­yılarının eleştiri ve özeleştiri te­me­linde öğrenilip benimsenmesi ve ya­ratıcı bir şekilde uygulan­ma­sı eş­li­ğin­de, parti kongremiz günümüzün can alıcı sorunlarına kısa ve özlü, esaslı ve iyimser ce­vaplar vermiştir. Kong­reye sunulan 1640’ı aşkın öne­ri, 139 yazılı konuşma metni ve 411 söz­lü ko­nuşma, bütün yoldaşların kongreye ne kadar yüksek ideolojik-politik se­viyede hazırlandıklarının gös­ter­ge­siydi. Kendiliğindencilik önünde eğil­mek mi, Uluslar​arası Sos­yalist Devrime ileri mi tar­tış­ma­sında­ki mü­cadele IX. Parti Kong­re­si’nde ba­şa­rıyla yürütülmüştür!

 

  1. MLPD devrimci bir işçi par­ti­si­dir, gençliğin partisidir, kadının kurtuluşu partisidir, prole­ter en­ter­nasyo­nalizmin, radikal çevre koru­ma­nın, barış mücadelesinin, tutarlı an­ti-faşist mücadele­nin ve de­mok­ra­tik hak ve özgürlükler için mücadelenin par­ti­si­dir – em­peryalizm tarafından bü­tün sömürü­len ve ezi­lenlerin kurtu­lu­şu­nun parti­sidir. Kongre delegeleri partinin tüm bu özelliklerini temsil edi­yorlar­dı. De­le­gelerin sınıfsal ko­nu­muna gö­re yüzde 78’i proleterdi. Yüzde 59’u sendika görev­le­rin­de yer alı­yor­lardı. Dele­ge­lerin yüzde 40’ı kadın, yüzde 6,5’u ya­bancı köken­liydi.

 

  1. Parti kongresinde, dünyanın kar­maşık ekonomik durumu üzerine yo­ğun tartışma yapıldı. Dün­ya ekono­misinde 2008 yılında yaşanan derin düşüşten daha bir yıl sonra Baş­ba­kan Merkel, “Eko­no­mi­de yeni can­lanma yaşayacağız” diye büyük ko­nu­şu­yor­du. Canlanma, durgunluğa düşmüş dün­ya ekonomisinin cılız ka­lan ken­di­ni iyileştirme güçlerini canlandı­ra­cakmış. Daha iki yıl geç­meden dün­ya ekonomisinin motoru yeniden tu­tuk­luk yapmaya başladı. Süregelen dün­ya ekonomik ve mali kri­zi derinleşti ve büyük bir hızla fır­la­yan devlet borç­la­rı, daha birçok ül­ke­lerde öde­ne­me­ye­cek bo­yut­lara ulaş­tı.

    Parti kongresi, burjuva ekonomi po­likasının, kaba (bariz) şarlatanlıktan iba­ret olduğunu kanıtladı. Ulus­lar​ara­sı kriz yönetimi, dünya ekonomik ve mali krizini ancak geçici olarak fren­le­ye­bilmiştir. Kriz yönetimi, krizi dev­let bütçelerine yönlendirdi ve bir​çok Av­rupa ülkelerinin ekono­mi­le­ri­ni daha de­rin krize itmiştir.

    Dünya ekonomisinin sonuç olarak gösterdiği aşırı dengesiz gelişme, de­ğişiklikler dolu bir dönemin ön be­lir­tisidir. Bununla dünya ekonomisinin ağırlık merkezi, ABD/Avrupa ekse­nin­den ABD ile As­ya ülkelerini kap­sa­yan Pasifik eksenine kaymıştır. Mut­lak egemenliğe sahip ulus­lar​ara­sı mali-ser­maye, devletlerin “kur­tar­ma şemsiyeleri” yardımıyla gücünü yeni­letirken, kriz yükle­rini tekelci ol­ma­yan burju­va­ziye, yeni-sömür­ge­ciliğe bağımlı ülkelerin ekono­mile­ri­ne ve özellikle işçiler ve geniş kitle­lere yük­letti. Artık ufukta, dünya eko­no­misinin yeniden bir derin düşü­şünün şimşekleri çak­ma­ya başla­mış­tır. Bu düşüş de birikmiş çelişkilerin patlak vermesine yol açacaktır.

 

  1. Dünya devrimci bunalımı po­tansiyeli yüzeyde görü­l­mese de, daha da artmıştır. Eko­nomik ve politik kit­lesel grevler, özellikle Güney Avru­pa’nın kriz ile sarsılan ülkelerinde, 2010/​2011 yılların­da Arap ülkele­rin­de yaygınlaşan de­mok­ratik ayak­lan­ma hareketleri, bir de Güney Afri­ka’­dan İspan­ya’ya ka­dar varan madenci grevleri sınıf mü­cadelesinin ulus­lar​arası canlan­ma­sı­nın belirtisidir.

    Uluslararası sanayi proletaryası uyan­mıştır. Avrupa’da ve bilhassa Güney Avrupa’daki ekonomik ve po­litik kit­lesel mü­cadeleler fırtınası, artık sınıf müca­de­lesinin uluslararası­laşmasın­da ilk önemli adımla­rın atıldığını gös­ter­mektedir. Uluslararası sanayi pro­le­taryası, gitgide daha artan bir şekilde bu kitle­sel grev ve yürü­yüşle­rin en ön safla­rı­na geçtikçe, bu eylemlerin ka­pi­talizm karşıtı yönü her geçen gün da­ha da be­lirginleşmektedir.

    Halk mücadeleleri ve gençlik isyan­la­rı uluslararası çapta bir canlanma gös­termektedir. Bu ey­lem­ler ağırlıklı olarak, emperyalizmin kitlelere yö­ne­lik daha geniş çaplı ve çok yönlü bas­kılarına karşı ken­diliğin­den geli­şen bir tepkidir.

    Parti kongresi, partimizin, sınıf mü­ca­delesinin uluslararasılaşması ve sı­nıf mücadelesinin ilk aşa­ma­sın­dan ikinci aşamaya ve devrimci akut du­ruma kadar yükselmesi için elinden geleni yapa­ca­ğı­nın altı­nı çiz­miş­tir. MLPD, işçi ve halk mücadelelerinin ortaklaşa koordine edilip birbirini dev­rim­ci­leş­tirmesinin emper­yaliz­me karşı ve sosyalizm için bir mü­ca­de­leye yükselmesi için elinden ge­leni ya­pacaktır. Bunun için parti­miz, ulus­lararası sanayi proleterya­sı­nın Al­man­ya kısmının belir­le­yi­ci ço­ğun­lu­ğunu kazanma çabalarını yo­ğun­laş­tı­racak, işçi sınıfının ve halk yığınla­rı­nın mücade­lesi­ni ge­liştirip ona enter­nasyonalist bir yön verecek ve ilerici göçmen örgütleriyle iş­bir­li­ğini artı­ra­caktır. Parti, kitlelere, kü­çük-burjuva milliyetçi ve küçük-bur­juva enternas­yonalist düşünce tar­zı­nın üste­sin­den gel­me­lerinde yar­dım­cı olacaktır.

 

  1. Parti kongresinin bir odak nok­ta­sı, partinin çevre sorununda kendi görüşlerini be­lirle­mesiy­di.

    Parti kongresi, uluslararası süper-tek­ellere milyarlarca kâr sağlayıp ka­mu kaynaklarıyla destek­ ve­ril­mesiy­le çevre politikasında başlatılan geri dö­nüşü şiddetle kınadı. Mutlak ege­men­liğe sahip ulus­lar​arası mali-ser­maye, kendi kâr hırsına doğal çev­re­yi kur­ban etmektedir. Böylece küresel bir çevre fe­la­ke­tine dönüşmeye başlayan çevre bunalımı, yavaşlatılmak yerine daha da hızlandırılmaktadır.

    Par­ti kongresi, “Kim ki insan-doğa birliğini koruyup geliştirmek istiyor­sa, çevrenin kâr ekono­mi­si ile tahrip edilmesinden kurtarmayı amaçlayan ulus­lararası bir direniş cephesinin ku­rul­masına ka­tıl­malı­dır.” tespitinde bu­lun­du.

    Parti kongresi, MLPD’nin çalış­ma­sında geçmişte çevre sorunu hak­kında yer yer ortaya çıkan kü­çüm­seme eğilimlerinin aşılacağına ka­rar verdi. Marksist-leninist çevre ça­lış­ma­ları, partinin mü­cadele­sinin ana cephesi olan işletme ve sendika ça­lış­ması yanında önemli ikinci mü­ca­dele cep­he­si olup, parti çalışma­la­rı­nın tü­münün bölünmez bir parçası olma­lı­dır.

    MLPD, şimdiden itibaren kararlılıkla çevre birimleri oluşturacaktır. Par­timiz, bir partilerüstü çev­re sen­di­kası kurulması önerisini benim­se­mek­te, onun inşasını yoğun bir şekil­de destekle­mek­te­dir. Ve işçi ve halk hareketi içinde meydana gelen stra­te­ji tartışmasında, çevre hareketinin yeni bir niteliğe ka­vuş­masının ge­rek­li­li­ği­ni savunacaktır. Bu yeni ni­te­li­ğin özel­likleri şunlar olmalıdır:

  1. hareketin gittikçe artan bir şekil­de toplumu temelden değiştirici ni­te­li­ğe kavuşması. Çünkü çev­renin tah­rip­ten kur­tarılması, yalnız kapita­liz­min yerine sosyalizmin geçme­siy­le mümkündür;

  2. çevreyi tahrip eden kâr eko­no­misinden daha üstün bir güç oluş­turabilmek için daha iyi ör­güt­len­me­si;

  3. işçi sınıfının, hareket içinde ön­der güç konumuna çıkması ve kü­çük-bur­ju­va ara tabakalardan te­kelci ol­mayan burjuvazinin bazı kı­sım­la­rı­na kadar mücadeleci çevre hareketi yel­paze­si­nin çok de­ği­şik güçleriyle sıkı bağlar kurması;

  4. hareketin, ülkeler aşan bir hareket haline gelmesi, dünyanın değişik ülkelerinde yürütülen faa­li­yetleri koordine edip, birbirini güçlendirmelerini sağlaması.

Parti kongresi, insan-doğa birliği so­rununu geri plana iten ekonomist bir vur­dumduymazlığı eleştirdi. Uluslararası devrimci ve işçi ha­re­ke­tindeki bu eğilim, ideo­lo­jik ba­kım­dan, Marx’ın Gotha Prog­ra­mının Eleş­tirisinin kamuoyuna su­nul­ması­nın reformistler tarafından en­gel­len­mesinden kay­naklan­makta­dır. Bu gö­rüşe göre, bütün servetlerin kaynağı yalnızca emekmiş; oysa Marx, var olan tüm kullanım de­ğerlerinin zen­ginliğinin “ana”sını doğa, emeği ise onların “baba”sı diye ni­telendir­miştir.

Parti kongresi, Merkez Komitesi’ni, insanlığın esas yaşam temellerinin koru­ma mücadelesinin ideo­lojik-po­li­tik te­melinin oluşturulması için, Re­vo­lu­tionärer Weg [“Devrimci Yol”] dizi­si­nin Sınıf mü­cadelesi ve insan-doğa birliğini koruma mü­cadelesi başlıklı 35. sayısının hazırlanmasını hızlan­dır­makla görevlendirdi.

 

  1. Parti kongresi, mücadelelerin dün­ya çapında koordine edilmesi ve devrimcileştirilmesinin sa­de­ce ken­di­liğinden gelişmediğini vurguladı. Par­ti kongresinin çıkardığı en önemli sonuç, 2010 yı­lında kurulan dev­rim­ci dünya örgütü ICOR’un in­şa­sının ve geliştirilmesinin kararlı ve güçlü bir şe­kilde des­teklenmesi­dir. Parti kongresi, özellikle ICOR üye­le­rinin, birbirini daha yoğun bir şekilde parti inşasında karşılıklı des­tekle­melerinin önemini vurgu­ladı. Aynı zamanda parti, 2013 yılın­da ya­pı­la­cak Birinci Uluslararası Ma­denci Kon­feransı’nda olduğu gi­bi, işçi ve kitle ha­re­ketlerinin bir​çok alan ve yön­de dünya çapında koor­di­ne edil­mesi ve devrimcileştirilmesini des­tek­le­mektedir.

Bugüne değin MLPD'nin hiç bir Par­ti Kongresi, IX. Parti Kongresindeki kadar uluslararası mark­sist-leninist ve işçi hareketinde bu kadar çok ilgi toplamamıştı. Bu büyük ilgi, 23 mark­sist-le­ninist parti ve örgütün de­le­gas­yonla­rının aktif ka­tılımında ve bunun ya­nında dünya­nın her yöre­sin­den 46 parti ve orgütün gönderdiği me­sajlarda ifade­sini buldu.

Parti kongresi öncesinde, MLPD’nin üyeleri ve dostlarının yürüttükleri bir bağış kampanyasında MLPD’nin en­ternasyonalizm alanındaki çalış­mala­rı için 500.000 Euro’dan fazla bağış top­lamışlar­dı; meblağın yüzde 10’u ise bağış olarak ICOR’a aktarıldı. IX. Parti Kongresi’nin masraflarının ta­ma­mıyla karşılanması için MLPD içinde 100.000 Euro bağış toplandı. Bu meblağ, partinin sağlam oldu­ğu­nu, üyelerinin bilincinin de ne kadar yüksek bir düzeye ulaştığını, onların ne kadar yürek­len­dirici bir iyimser­li­ğe sahip olduğunun ifadesidir.

ICOR’un güçlendirilmesi için daha fazla kadronun ayrılması, örgütün kit­leler arasında sağlam kök salması ge­rekmektedir. Parti kongresi, parti­nin çeşitli alanlarındaki çalışma­ları­nın ye­ni bir pro­leter enternas­yona­lizm ni­teliğine kavuşturulması için kararlı mücadele vereceğine dair ka­rar verdi.

 

  1. Egemenler, başlattıkları modern antikomünizm kampanyasını gün­den güne daha da çılgın­laştır­mak­ta­dırlar; çünkü burjuva ideolojisinin kitleleri olumlu bağlayıcı gücü git­tik­çe aza­lı­yor. Hedef, da­ha çok insanla­rın ka­pi­talizmin sömürü ve baskısının ol­ma­dığı bir toplumsal alternatif ara­dık­la­rı bir zamanda, marksizm-leni­nizmi afo­roz etmek ve MLPD’nin gö­reli izolasyonunu pekiş­tir­mektir.

Bu­na MLPD IX. Parti Kongresinin verdiği cevabı, modern anti­komü­nizme karşı ve gerçek sos­ya­lizm için bir atılıma geçmektir. Biz, geri­ci, demokratik olmayan ve kısmen fa­şist nitelikli an­ti­komünizmin mas­ke­sini düşürüp, ona saldıracağız. Biz kitlesel biçimde ve gururla marksist-leninist özgürlük ideolojisini kitleler arasında yayacağız ve böylelikle on­lara yeni bir toplumsal perspektif su­nacağız. Modern antikomünizm dar­kafalı önyargılarla beslenirken, mark­sizm-leninizm ise özgür­lük ru­huyla, özgün düşünme, duygular ve ha­reket etme ruhuyla beslenir.

 

  1. Bu durumda, küçük-burjuva ay­dın ara tabakalar arasında daha geniş ölçüde tekellerin dik­ta­tör­lü­ğün­den kop­maları süreci yaşan­mak­tadır. Do­layısıyla MLPD’nin ittifak hazır­lık çalışma­la­rının yo­ğunlaşıp sis­te­ma­tik­leşmesi gerekmektedir.

  2. MLPD, kendisini yeni tip parti olarak görüyor. O, uluslararası işçi ha­reketinin en derin ye­nil­gi­sinden – önceleri sosyalist olan ülkelerin tü­mü­nün revizyonist yozlaşmalarından – ders çıkarmıştır. Bu sürecin en önem­li sonuçlardan biri, yalnız parti kongresine karşı çalışma raporu ver­mekle yü­küm­lü ve Merkez Komi­te­si’ni de bağımsız olarak denetleyen bağımsız kontrol komisyonlarının oluş­turulmasıydı.

    2005 yılında Merkez Kontrol Komis­yonu’nda derin bir bunalım or­ta­ya çık­mıştı. Bu nedenle MLPD’­nin bi­rin­ci Ola­ğan​üstü Parti Kongresi yapılması ge­re­ki­yordu. Hiç görül­me­dik bir olay­dı; çünkü Merkez Kont­rol Organı, as­lın­da partinin revizyonist yönde yoz­laş­ma tehlikesini önlemesi ge­re­kirken, bu yozlaş­ma tehlikesinin kay­nağı biz­zat kendisi olmuştu.

    Tüm parti eşi görülmedik bir biçim­de seferber edilerek, üyeler, Merkez Ko­mitesi ve Merkez Kont­rol Komis­yo­nundaki yoldaşların kendileri de Mer­kez Kontrol Komisyonu için mü­ca­de­le ettiler. Ara­dan geçen yıllarda kad­rolara yönelik katıyürekli muame­le­ olay­ları son derece dürüst ve açık bir bi­çimde gözden geçirilip tartışılmış, çok ciddi hata­lar ve yanlış gelişmeler açığa çı­karılıp düzel­til­mişti. MLPD, in­san­ları yaptıkları hatalara göre de­ğil, kendi hataları karşısındaki tu­tum­larına göre değer­len­dirdiğinden gurur duy­mak­ta­dır. Sonuçta sürece ka­tı­lan­ların tümü, soru­nları ge­rekli açık yü­rekli­lik­le düşü­nüp hal­let­mek ve ken­di­le­ri­ni değiştirmek için kazanıla­bil­diler. Merkez Kontrol Ko­mis­yonu üyeleri, parti üyelerinin hak ve gö­rev­leri ko­nusunda MKK için ayrıcalık ta­nınması yoluna ka­pıl­dık­ları “kont­rolcü kibirlilik”ten ken­dilerini kurtar­ma­yı başardılar. Parti kongresi derin etki bı­rakan bir şekilde, üyelerimizin partinin efen­di­leri olduklarını ispat et­miştir. Proleter kontrol ve ken­di ken­dini kontrol il­ke­si, kontrol ve ken­di kendini kontrolün burjuva ve kü­çük-bur­juvacı uygu­lan­ma­sı­nın et­ki­le­rine karşı üstünlük ka­zandı. Kü­çük-burjuvacı eğilim MKK’­nin ba­ğım­sız­lığı konu­sunda, MKK partinin kendi kendini kontrol sistemi dışında durur anlamından ha­reket eder.

    Zaten VIII. Parti Kongresi de Mer­kez Kontrol Komisyonu’nun buna­lı­mının sona erdiğini tespit et­mişti. Mer­kez Kontrol Komisyonu’nun bu IX. Parti Kongresi’ne sunduğu ça­lışma raporu ve üze­rine yapılan tar­tışmalar göster­di ki, MKK’nin pro­leter dü­şün­ce tarzı temelinde ba­ğımsızlığını adım adım tekrar kaza­ndığı, kendi kendini kont­rol sis­te­mindeki yerini aldı ve doğru yol­da­dır. Bu ge­liş­me, yol­daşların açık ve samimi eleştiri ve özeleş­tirile­rin­den ve parti üyeleriyle “eşit dü­zeyde” bulunma­la­rın­da kendini gösterdi.

    Partimiz, Merkez Kontrol Komis­yo­nu bunalımından şöyle bir ders çı­kar­dı: Partinin küçük-burjuva dü­şün­ce tar­zının üstesinden gelmesi, yal­nızca partinin tam bir kendi kendini kontrol sistemi yardı­mıy­la müm­kün­dür. Bu sistemde, Merkez Kontrol Komis­yo­nu’nun yukarıdan ve üye­le­rin ta­ban­dan ger­çekleştirdikleri kont­rol, her tek kadronun kendi kendine yaptığı kontrol ile diya­lek­tik birlik ola­rak et­kilidir. Ve parti tabanı kendi kendini kontrol sisteminin temelini ve parti­nin kendi kendini de­ğiş­tir­me­sinin esas etkenidir. Proleter düşünce tarzı, kendi kendini kontrol sistemi saye­sinde küçük-bur­ju­va düşünce tar­zına karşı mücadelede belirleyici üstün­lü­ğü elde eder.

    Parti kongresi, kendi kendini kontrol sistemini örnek olacak bir şekilde uy­gulayarak, parti çalış­ma­larında son yıllarda oluşan birçok sorunları pro­leter bir tartışma kültürüyle tar­tı­şıp çözümleyebildi. Partinin, “Stutt­gart 21” projesine yönelik – ve şim­di­ye ka­dar benzeri olmayan – kitle ha­re­ke­ti için­deki çalışmaları üzerine sür­dü­rülen geniş tartışmalar yaratıcı bir şe­kilde çözüldü: MLPD’nin gö­re­vi, böy­lesi görevleri üstlenmek, kitle­ler­den öğrenmek, işçi ile halk hareke­ti­nin birliğini sağ­la­mak ve böyle mü­ca­deleleri sınıf mü­cade­le­si­nin eğitim alanı olarak yü­rüt­mektir.

    Emperyalizmin genel bunalımlılığı, proleter düşünce tarzı ile küçük-bur­juva düşünce tarzı arasın­da­ki müca­de­leyi genişletip sertleştirmektedir; bundan dolayı parti kongresi devrim­ci uyanıklığı kes­kin­leştirdi. Modern antikomünizm yalnız toplumsal, bir ideoloji sistemi değildir. O, işçi sınıfı ve partiye sürekli sarsma etkisi ya­par. Kendi kendini kontrol sistemi, kü­çük-burjuva antikomünist dü­şünce tarzına karşı verilen müca­de­lede yeni bir devrimci özgüvenin oluş­masını ve pekiş­me­si­ni ör­gütler. Onun esas içeriği, küçük-burjuva an­ti­ko­mü­nist düşünce tarzının tüm et­ki­lerinin üste­sinden gelmektir.

    IX. Parti Kongresi, kendi kendini kont­rol sistemini beyin yıkama ve baskıyla boyun eğdirme olarak kara­layan modern antikomünizme karşı, düşünce tarzı öğretisinin çok önemli bir zaferiydi. Bizim için o, rüşvetçi olmayan ve özverili bir biçimde işçi sınıfının hedefine bağlı kalmanın ve onun ger­çekleştirilmesinin bir özgür­leşme aracıdır.

 

  1. Parti Kongresi, MLPD’nin son yıllarda çok karmaşık şartlar altında olumlu gelişme yaptığı, sağ­lamlaş­tığı ve çalışmalarını yeni alanlara genişlettiği tespitinde bulundu. Bil­hassa taban ka­dın­larının 1. Dünya Ka­dın Konferansıyla ilişkili mark­sist-le­ni­nist ka­dın çalışmaları çok ba­şa­rı­lıydı.

    Bu gelişme, düşünce tarzı öğretisinin en mükemmel sonuçlarından biridir. Düşünce tarzı öğretisi, parti çalış­ma­larının daima kitlelerin özörgüt­len­me­leriyle yoğun ilişkiler içinde ya­pıl­ması gerek­tiği­nin al­tı­nı çizer. Böy­le­likle parti çalışmaları, çok de­ği­şik kitle özörgütlenmeleriyle kar­şı­lıklı ilişkiler geliş­tir­mektedir. Stutt­gart Parti Kongresi delegelerinin yüz­de 75’i MLPD üyeliği dışında par­tiler​üstü kadın, yerel politika, çev­re veya enternasyonalizm konu­la­rı üzerinde faaliyet gösteren özörgüt­lenmeler­de, yüzde 89’u da sendi­ka­larda çalışmak­talar. MLPD ileride en­ternasyonalist özörgütlen­me­leri da­ha da teşvik ede­cek ve enter­nas­yo­nalizmin müca­de­le­ci yanının bütün kitle özörgüt­lenme­le­rinde etkili ol­ma­sı için çaba gös­te­re­cektir.

  2. MLPD, bankaların ve ekonomik boykot saldırılarının artırılmasına rağ­men, ma­li bağımsızlığını savunup gelişti­re­bilmiştir. Bu mali-politik sal­dırılara karşı mücadele, modern an­ti­komünizme karşı düzen­lediğimiz atı­lımın özünü oluştur­mak­tadır.

  3. Almanya’da, örgütü MLPD gibi pratik ve düşünce birliği için­de olan hiç bir parti yok­tur. Bu birlik, kendini Merkez Komitesi’nin ve Mer­kez Kontrol Komisyonu’nun ça­lışma raporları­nın oy bir­liğiyle ka­bul edilmesi ve maliye so­rum­lu­su­nun ak­lanmasında göstermiştir.

    Oportünistler yılgınlık, egemenlere uyma sıkıntısı ve nostalji içinde hapis kalırken, MLPD ilkelere bağlı, pers­pektifli ve başarılı parti inşasına de­ğer veriyor. MLPD, 2013 yılındaki Federal Par­la­men­to seçimine Alman­ya genelinde katılırken, çalışmalarını parti inşasının kitle özörgütlen­mele­ri­nin teş­vikiyle iliş­ki­li olarak ve ya­ra­tı­cı ve çaba gösteren bir şekilde iler­le­tilmesi üzerine yoğunlaştıra­cak­tır. Amaç, partinin özenli günlük ça­lışma sisteminin çok yönlü ge­lişti­ril­mesi ve kalıcı olarak ge­niş­letilmesi ve güç­len­mesini sağlamaktır. Bunun için IX. Parti Kongresi, partinin son yıl­larda topla­dı­ğı zengin tecrü­be­leri, farklarını titizlikle dikkate alarak, özenli bir şekilde değerlendirdi ve ge­nel­leştirdi.

  4. Parti kongresi, marksist-leninist ittifak çalışmalarında, marksist-le­ni­nist çevre politikasında ve benzeri ko­nularda henüz çözülmeyen so­run­lar üzerine de hiçbir şeyi süsle­mek­si­zin tartıştı, sorun­la­rı çözme yolları gösterdi. Bu parti kongresi, Berlin’­deki tekelci partilerin kongrelerinden alışıldığı gi­bi, ileri gelen­le­ri alkış­la­ma ve kutlama şenliği değildi. Bu par­ti kongresi, ilkeli eleştiri ve öz​eleş­tiri ve yaratıcılık ve dostluk için­de geçen tartışmaların yaşandığı bir parti kongresi idi. Buradan da, karşı­lıklı derin saygı ve sarsılmaz da­ya­nış­ma temeline dayalı olarak, bü­yük ge­leceğe ve zafere kesin gü­ven ortamı kaynaklanıyordu. Dış ülke­ler­den ge­len misafirlerden birisi, tartış­ma­ların içeriği ve ru­hu­nu kı­sa­ca, “Parti kong­resi, MLPD’nin bü­yük bir atılı­mın arifesinde bu­lundu­ğu­nu göster­miştir” di­ye nitelen­diri­yor­du.

  5. Partinin başarılı gelişimi, parti­nin sağlam temeli olan teori ça­lış­ma­ları ve ideolojik-politik ol­gun­laş­ma süre­cine dayanmaktadır. Teori or­ganımız Revolu­tio­närer Weg’in Uluslararası Sosyalist Devrimin Stra­teji ve Taktiği başlıklı 32-34 sa­yıları çıkarıldıktan sonra, tüm partiyi ve birçok dostu­mu­zu kapsayan mü­kemmel bir etüd ve eğitim hareketi düzenlendi. Bu, parti­nin karmaşık ve bazen fırtınalı za­man­larda da rotadan sapmamasının bir garantisidir.

  6. Stuttgart Parti Kongresi’nde eleş­tiri ve özeleştiri temelinde üye geliş­mesindeki duraklama tar­tı­şıldı. Bu du­raklama, öncelikle son yıl­lar­da­ki krizi hafifletici politikaların ve mo­dern antikomünizm kam­pan­ya­sı­nın etkileriyle ilişkiliydi. Parti kong­resi, sonuç olarak, MLPD’nin ör­güt­sel po­li­tikasının ağırlığının derhal, parti in­şasının kitle taktiği olarak, prole­ter enternasyo­na­lizm­ bağ­la­mında gençlik çalışmalarının ol­ma­sı ge­rektiğini kararlaştırdı. Genç­liği ka­za­nan, geleceği kazanır!

    Parti kongresi, bu kitle taktiğinin ger­çekleştirilmesi için gerekli şart­la­rın mevcut olduğunu tespit et­ti: Genç­lik çalışmaları üzerine başarıyla yürü­tü­len eleştiri ve özeleştiri kam­panyası, partinin gençlik çalış­mala­rında bir canlanma gerçekleştirdi. Re­bell ve Rotfüchse” gençlik ve çocuk örgüt­leri olum­lu bir gelişme gös­terdiler. Bu gelişmenin bir göster­gesi, MLPD, Rebell ve Rot­füch­se ara­sındaki birlik ve beraberliktir. Merkezi parti or­ganlarıyla ilgili se­çimlerde, Re­bellin, partinin baş­lıca kadro kayna­ğı olmaya tekrar baş­la­dı­ğı belirgin­leş­ti.

  7. Parti kongresi yüksek bir kültür seviyesini gerçekleştirdi; proletarya kültürünün düşünce-duy­gu-eylem bir­liği için ne kadar önemli oldu­ğu­nun altını çizdi. Gerçekleştirilen iler­leyişin ve zamanın can alıcı soru­ları­na ileriki cevaplar bulmanın anah­ta­rı­nın, diyalektik yöntemi düşünce tar­zı öğ­re­ti­si ve sistemli düşünme seviyesinde uygulayabilmek olduğu görüldü. Parti kongresinin gelişmiş pro­le­ter tartışma kültürü, bilhassa da yazılı olarak hazırlanmamış konuş­malar, diyalektik yöntemin bi­linç­li ola­rak uygulanmasının tüm parti ça­lışmalarının ana çizgisi haline gel­di­ğini göstermektedir.

  8. Parti kongresi, etkileyici fikir birliğiyle 8. Merkez Komitesi’nin, 8. Merkez Kontrol Komis­yo­nu’nun ve 8. Merkez Maliye Denetleme Ko­mis­yonu’nun iyi çalıştığına dair onay ver­di. Aynı za­manda Merkez Ko­mi­tesi kadrosu, birçok genç yol­daş ve bilhassa kadın yoldaşların se­çilmesi ile ye­nilenip gençleşti. Parti­nin ileri­de büyümesinin sağlam te­me­li ve ge­leceğin büyük görevlerini başa­ra­ca­ğı­nın güvencesi olan canlı­lı­ğının ve mü­kemmel kadro geliş­me­si­nin bir göstergesi, seçilecek or­gan­lar için adaylığını koyan kadroların sayısının büyüklüğüydü. Merkez komitesine se­çi­le­bilecek üye sayı­sın­dan yüzde 33 aday fazlalığı bulunuyordu. Yeni mer­kez komiteye seçilenlerin yüzde 84’ü işçi sınıfından, yüzde 34’ü ka­dın ve yaş ortalaması 48’dir.

 

Stuttgart Parti Kongresi bütün MLPD ve REBELL üyelerine ve bü­tün dost­lara şu çağrıda bulun­mak­ta­dır:

 

    Modern antikomünizme karşı ve gerçek sosyalizm için bir atılıma ge­çelim!

    Federal Parlamento seçim kam­pan­yasını büyük bir parti inşa gi­ri­şimi olarak gerçekleş­tire­lim!

    MLPD, kitleler arasında “radikal sol”, “devrimci” ve gerçek bir “sos­yalist alternatif” olarak kök sa­la­cak­tır!

    MLPD’nin kitlelerin partisi ve RE­BELL örgütünün gençlik kitle bir­liği olması için ileri!

    Bütün ülkelerin işçileri birleşiniz!

    Bütün ülkelerin işçileri ve ezilenler birleşiniz!

    ICOR ile ileri!

    Uluslararası Sosyalist Devrimin ha­zırlanışında ileri!

Belge İşlemleri